Pages

30 Eylül 2012 Pazar

GELİŞEN ÜLKELERDEKİ ÇABALAR NASIL KARA ÇEVRİLİR?

Evrim KÜÇÜK/Dünya Gaztesi (www.dunya.com)

Araştırma şirketi McKinsey & Company tarafından hazırlanan bir raporda, şirketlerin gelişmekte olan ülkelerdeki çabalarını nasıl kara dönüştürebileceklerine dair tavsiyeler yer alıyor. Raporu kaleme alan araştırmacılar, gelişmekte olan ülkelerdeki zorlukları; kazanmak için çeşitli dallardaki yarışmalarda başarılı olunması gereken bir dekatlona benzetiyor. Yani zafere giden tek bir yol yok; etkin bir şekilde yarışmak için farlı alanlarda dengeli bir performans göstermek gerek. Gelişmekte olan ülkelerde şirketlerin, tıpkı atletlerin yaptığı gibi, kendi becerilerini ve rakiplerinin güçlü olduğu alanları doğru analiz ederek faaliyetlerini yürütmeyi öğrenmesi gerektiği belirtiliyor. Diğer rakiplerinden daha iyi performans göstermek ya da toplulukla birlikte hareket etmek için en doğru zamanların iyi belirlenmeli öneriliyor. Şirketlerin doğru hareket ettiğinde elde edeceği ödül ne kadar büyükse, başarısızlığın maliyetinin de o kadar büyük olacağı uyarısı yapılıyor.
Yüzyıllar boyu dünya nüfusunun sadece yüzde 1'inden azı, temel ihtiyaçlarının dışındaki şeylere para harcayacak kazanca sahipti. Çok değil, 1990 yılına baktığımızda, günlük geliri 10 doların, yani bir hane halkının buzdolabı veya televizyon gibi daha keyfi ihtiyaçları satın alabilecek seviyenin üzerindeki kişi sayısı, o dönemde yaklaşık beş milyar olan dünya nüfusunun yüzde 20'si kadardı. Bu tüketici kitlesinin büyük bir çoğunluğu da Kuzey Amerika, Batı Avrupa ve Japonya gibi gelişmekte olan ülkelerde yaşıyordu.

22 Eylül 2012 Cumartesi

Amazon CEO'su Jeff Bezos Diyor ki:


- Biz tamamen entegre bir medya hizmeti yarattık. Bu kapsamda donanım da çok önemli, fakat sadece bu hizmetin bir parçası.

- Düşük kar marjları ile çalışmaya alışık bir şirketiz. Biz bu şekilde büyüdük. Hiç bir zaman yüksek kar marjı lüksümüz olmadı.

- Bir şirket olarak, en önemli kültürel gücümüz şu: Eğer yaratıcı değilseniz, yok olursunuz. Bazıları yeni yollarla ilgilenirken, çok gürültü çıkarıyorlar. Bizim yaptığımız, başımızı kaldırmadan, işimizi yapmak. 

18 Eylül 2012 Salı

Frost & Sullivan'ın Araştırmasına Göre Türkiye Büyüyen Bir Yıldız





Türkiye'de 2010 yılında faaliyetlerine başlayan dünyanın önde gelen araştırma ve danışmanlık kuruluşlarından Frost & Sullivan'ın araştırmasına göre, Türkiye'nin 2010 yılında 740 milyar dolar olan GSYİH'sı 2025'te 2 trilyon 14 milyar dolara yükselerek üçe katlanacak.
Yapılan yazılı açıklamaya göre, Frost & Sullivan'ın Türkiye ekonomisine yön veren mega trendleri mercek altına aldığı yeni araştırmasında, ekonomik ve sosyal alanda Türkiye'nin büyük değişimlerin eşiğinde olduğunu ortaya konuluyor.

Türkiye'nin ''dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinden biri'' olduğu vurgulanan açıklamada, ''Türkiye'nin 2010 yılında 740 milyar dolar olan GSYİH'sı 2025'te 2 trilyon 14 milyar dolara yükselerek üçe katlanacak. Kişi başına GSYİH da aynı dönemde dolar bazında iki kat artış gösterecek'' ifadesine yer verildi.

Güney Kore Ne Yaptı Biz Ne Yapmalıyız?


Hakan GÜLDAĞ - Dünya Gazetesi
TESİD'in Bilişim Zirvesi'ndeki paneli sonrasında Prof. Dr. Güven Sak ile TOBB Uluslararası İş Forumu'nda yöneteceği panel öncesinde buluştuk...
Hemen sordum:
"Türkiye'nin orta gelir tuzağını aşması için nasıl bir çerçeve gerekiyor?
Nasıl bir büyüme stratejisi?
Konuşmanızda Güney Kore'yi örnek verdiniz...
Onlar ne yaptı, biz ne yapmalıyız?"
Dört önemli adımı şöyle sıraladı Güven hoca:
-Bir, üretim yapısının teknoloji içeriğinin iyileştirilmesi...
Kore bunu başarabildi. Ulusal şampiyonlar sayesinde bu gerçekleştirildi.
Belirli niş alanlarda dünyada söz sahibi olan şirketler ortaya çıktı...
Samsung bunlardan sadece bir tanesi...
2010 yılı rakamlarına göre Kore'de ileri teknoloji ihracat toplamın yüzde 20'siydi...
Türkiye'de ise bu oran sadece yüzde 3...
-İki, eğitim...
Ortalama eğitim süresini artırarak yüksek gelirli bir ekonomi olamayız. Bu hedefe ancak daha kaliteli eğitim vererek ulaşabiliriz. Mesela, Kore'de 1970-90 arası ilk ve orta öğretim daha önemliydi. '90'lardan itibaren yüksek öğretime ve eğitimin kalitesine daha fazla önem vermeye başladılar. Üretimin teknolojik seviyesini yükseltmek için kaliteli eğitim gerekli. Bizse işgücünün ortalama eğitim süresine odaklanmaktan kaliteyi düşünmeye henüz fırsat bulamadık. PISA sınavlarında OECD ülkeleri arasında Meksika ve Şili'nin arkasından sondan üçüncü olmamız bundan. İngilizce konuşma becerisi sıralamasında ise 45 ülke içinde sadece Kazakistan'dan daha iyiyiz. Yani İngilizce de konuşamıyoruz.

15 Eylül 2012 Cumartesi

Gerilla Pazarlamacının 12 Özelliği | Satış Teknikleri - Pazarlama Teknikleri

Bir “gerilla pazarlamacı“nın öncelikle sabırlı inatçı ve duyarlı olması gerekiyor. Bir kişinin sizi fark etmesi için sizi en az 9 kez algılaması gerekir, 9 kez algılaması için ise sizin ona en az 27 kez ulaşmanız gerekir. Ancak o zaman sizi “bir yerlerden” hatırlayacaktır. İşte gerilla pazarlamanın babası Jay Conrad Levinson?a göre gerillanın 12 kişilik özelliği ve daha fazlası…

1) Sabır: Gerillanın olmazsa olmaz özelliğidir. Çünkü bir şeyi satmak için çok büyük sabır gerekir. Bir insanın sizden bir şeyler almaya hazır hale gelmesi için kaç kez sizin mesajınızı duyması gerekir? Tam 9 kez. Evet bu iyi haber ama bir de kötü haber var! Söylediğiniz 3 şeyden ikisini algılamaz insanlar.

Yani üç mesaj gönderdiğinize 2 ‘si boşa gider. İsterseniz bu insana bir e-mail gönderin, isterseniz kapısına broşür bırakın, isterseniz okuduğu dergiye bir ilan verin…

14 Eylül 2012 Cuma

Amerikan rüyası bitti



Nobel ödüllü ünlü ekonomist Joseph StiglitzABD'nin artık fırsatlar ülkesi olmadığını söyleyerek Avrupa'ya bir uyarıda bulundu; "ABD'yi taklit etmeyin" 

Joseph Stiglitz, Euronews'e verdiği röportajda ABD'nin "piyasa gelirlerinde en büyük eşitsizliğe sahip ülke" olduğunu belirterek, endüstriyelleşmiş ülkeler arasında en az fırsat eşitliğinin de ABD'de bulunduğunu dile getirdi. 

Kendisini asıl endişelendiren şeyin ise Avrupa'daki bazı ülkelerin gün geçtikçe ABD'yi taklit etmeye başlaması olduğunu söyleyen Stiglitz, buna örnek olarak İngiltere'yi verdi. 

12 Eylül 2012 Çarşamba

Niğde Çin'in Üretim Üssü Oluyor




Çinli iş adamları Niğde'nin Bor ilçesinde 2015 yılına kadar otomotiv, elektrik elektronik, pil teknolojisi gibi ürünlerin üretilebileceği yaklaşık 200 fabrika kuracak.

Çinli iş adamları ile Türk iş adamlarının 1,5 yıldır devam eden görüşmelerinde somut adımlar atılmaya başlandı. Niğde'ye gelen ve Türk-Çin Endüstriyel Parkı adını verdikleri projeyi tanıtan Çinli işadamları, Bor Organize Sanayi Bölgesi'ne giderek fabrikaların kurulacağı alanda incelemede bulundu.

Bor Organize Sanayi Bölge (Osb) Müdürü Yavuz Kavaklıoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünyanın en hızlı büyüyen ekonomileri arasında yer alan Çin'in, Türkiye'de yatırım yapmak için yer aradığını ve en uygun bölge olarak Bor Osb'yi belirlediklerini söyledi.

9 Eylül 2012 Pazar

Türkiye'nin En Değerli Markaları


Uluslararası marka derecelendirme kuruluşu Branda Finance tarafından gerçekleştirilen Türkiye'nin En Değerli Markaları Araştırması 2012 sonuçlarını Brand Finance Türkiye Direktörü Muhterem İlgüner düzenlenen basın toplantısında açıkladı. Sonuçlara göre, Türk Telekom'un 4'üncü kez Türkiye'nin en değerli markası olduğunu, sıralamada Türk hava Yolları'nın 2'inci, Akbank'ın ise 3'üncü olduğunu söyleyen İlgüner, ilk 10'daki diğer markaların İş Bankası, Turkcell, Anadolu Efes, Garanti Bankası, Arçelik, Yapı Kredi ve OMW Petrol Ofisi olarak sıralandığını kaydetti.

İlgüner, Türkiyede'ki en değerli 100 markanın toplam değerinin 27 milyar dolar olduğunu bunun da dünyanın en değerli markalarından sadece birine, Wall Mart'ın değerine yakın olduğunu söyledi.